Meme kanseri kadınlarda en sık rastlanan kanser türüdür. Dünyada her 10 kadından birisi hayatının herhangi bir evresinde bu hastalığa yakalanma riskine sahiptir. Ailede meme kanseri öyküsü olan (anne,teyze,kızkardeş, anneanne), hiç emzirmemiş ve doğum yapmamış kişilerde bu risk daha da artmaktadır.

Mammografi günümüzde tarama amaçlı olarak kullanılan ender görüntüleme yöntemlerinden birisidir. Dünyada uzun yıllardan beri güvenilir bir şekilde kullanılmaktadır. Mammografi cihazlarının teknolojisindeki yeni gelişmeler sayesinde oldukça düşük X-ışını dozu ile memenin görüntülenmesi sağlanabilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kadınlara 35-40 yaş arasında bir kez mammografi çekilmesini önermektedir. Buna referans mammografi adı verilmektedir. Bu grafi özellikle ileri yıllarda çekilecek mammografiler ile kıyaslama yağmak için bir baz oluşturmaktadır. Bu nedenle mammografi filmlerinin ve raporunun iyi saklanması gereklidir. Dünya Sağlık Örgütü 40-50 yaş grubunda 2 yılda bir, 50 yaşından sonra ise yıllık periyodik mammografi çekimini önermektedir. Ancak yüksek risk grubundaki hastalarda veya uzman hekimin gerekli gördüğü (örneğin muayenede ele kitle gelmesi, meme başında çekilme, ciltte kalınlaşma, meme başından kanlı akıntı gelmesi, koltuk altında beze oluşumu v.b) durumlarda erken yaşlarda ve daha sık aralıklarla mammografik inceleme yapılabilir.

Mammografi özellikle kanserin erken evresinde küçük kireç birikimlerini (mikrokalsifikasyon) saptamada oldukça hassastır. Meme yapısı karmaşık olan ve dens meme yapısı olarak adlandırılan kişilerde mammografi duyarlılığı azalmaktadır. Ayrıca mammografide saptanan kitlelerin katı mı yoksa içi sıvı dolu kist mi olduğu ayırt edilememektedir. Böyle durumlarda mammografiye ek olarak ultrason yönteminden yararlanmaktayız. Merkezimizde mammografi çekilen hastaların büyük çoğunluğuna ultrason tetkikini uygulamaktayız.

Bazı kitleler ve küme tarzında kireç birikimleri mammografi ile, bazı kitleler ise ultrason ile saptandığından, iki yöntem birlikte kombine kullanıldığında tanı değeri artmaktadır. Şunu unutmamak lazım : mammografi ve ultrason birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Özellikle erken yaş grubundaki bayanlarda veya adet dönemlerinde göğüste ağrı ve şişkinlik ile ortaya çıkan iyi huylu kistlerin tespitinde ilk tercih edilecek yöntem ultrason olmalıdır.

Meme incelemesi sadece mammografi ve ultrasondan ibaret değildir. Altın kurallardan birisi de 20 yaşından itibaren kişinin kendi kendine düzenli meme muayenesi yapması ve yıllık uzman hekim muayenesine başvurmasıdır. Meme kanseri erken saptandığı taktirde yaşamı tehdit eden bir felaket değildir. Ayrıca erken teşhis sayesinde bazen memenin tamamı değil, sadece tümörlü kısmı alınmakta ve büyük operasyonlara gerek kalmamaktadır. Ülkemizde kadınlar mammografik tarama konusunda isteksiz ve duyarsız bir konuma sahiptir. Bu durum bilinç düzeyinden ziyade ihmal veya "bir şey çıkma" korkusundan kaynaklanmaktadır. Otomobillerinin 15.000-20.000 peryodik bakımlarını ihmal etmeyenler, maalesef memelerinin rutin bakımını ihmal etmektedir.

Haydi kadınlar, rutin mammografik taramaya!
Meme kanserinden korkma geç kalmaktan kork!